15 Ocak 2010 Cuma

meyme suyu

 



Oğluşum her sabah kendine ve bize taze portakal suyu içiriyor,hemde kendi elleriyle sıktığı...

bu işlemi yaparken öyle mutlu ki, sandalyesini gtiriyor.üstüne çıkıyor ellerini gıdıklaması çok hoşuna gidiyormuş öyle diyor:)
Posted by Picasa

13 Ocak 2010 Çarşamba

Disney Live! Mickey'nin Masal Dünyası Biletleri - Biletix - A Ticketmaster Company


Disney Live! Mickey'nin Masal Dünyası Biletleri - Biletix - A Ticketmaster Company



Umarım anıl beğenir bizde sizlere maceramızı anlatırız doya doya....

06 Ocak 2010 Çarşamba

aRıM BaLıM PeTeĞiM............


Farkettimde uzun zamandır sadece özel günlerde kısacık mesajlar atar olmuşum sizlere...

Kimi zaman yoğunluktan kimi zaman hastalıktan dolayı epeyce uzak kalmışız sizlerden.Umarım benim için bu yazı yeni bir başlangıç olur,tekrardan:)

Çalışan annelerden oldum uzun süredir! hem iş hem anıl hem eş hem ev derken epeyce ihmalliklerimle yüzyüze kaldım şu sıralar,Akıllıbebeğiihmal ettim kendimi arkadaşlarımı veee sizleri tabikide:(

Hatta bir kaç gündür bendeniz çok fena üşütmüşüm bir hastayım sormayın!sesim iğrenç,anıl efendide hasta bu arada ayy şu yuvaya başladığından beri hastalık nedir bilmeyen ben epeyce uğraşıyorum.bu aralar hepimizde burun tıkanıklığı var.ben ve eşimde sinüzit var zaten birde anıl sinüzit oldu!!! şimdi buhar makinesi araştırması içerisine girdim.

Herneyse,

o kadar çok anlatacaklarım var ki artık zamanla yazarım yine sizlere:)

Yılbaşından Bir gün Önce Bizikiler Okulda "yılbaşı partisi" düzenlediler partinin adı,

"kostüm Partisi"

Sorduk anılcığa sen ne olmak istersin diye.
-Ben arı olmak istiyorum anneciğim,
-Neden?
-Hem küçükkken!!!!! çok dinliyordum ya
-Neyi?
-Of anneciğim!!!
-Arı vız vız yapıyordu ya işte onu!
-o yüzden arı olmak istiyorum dedi kuzucuğum gülen gözlerle bana:)hemen kostüm arayışına girdim.hem uygun olmalı hem kaliteli ama nerdeeee.fiyatlar inanılmaz fahiş aklınızda olsun arkadaşlar 70 ile 120 lira arasında değişiyor fiyatlar.bir kere giyecek düşünsenize:( allahtan kemerburgazda bir yuvada çalışan arkadaşım imdadıma yetişti sağolsun.bizde var kostüm dedi ben ayarlarım.Ama öyle kahramanlar falan yok hayvanlar ve bitkile var dedi.
Aman ne ala bizde arı olmak istiyorduk zaten.arı varmı arı evvettt dedi arkadaşım.neyseki hem oğluşumun isteği oldu hem benim özellikle bakırköyde ve nişantaşını dolaştıktan sonra:)))

Bu işide hallettik.Yılbaşı partimizi doyasıya kutladık.Hediye çekilişinde çıkan ceren arkadaşımıza güzel bir bebek aldık.bende ilk evde hazırlanırken ki fotoları var.okulda çekilenleri bir ara yükleyeceğim.

Bizden şimdilik bu kadar yine görüşürüz:)

30 Aralık 2009 Çarşamba

Mutlu Yıllarrrrrr


Şimdiden yeni yılınızı kutlarız...

Gelecek yılımızın geçmiş yılımızı aratmayacak güzellikte geçmesini diliyorum.

MUTLU YILLAR...

25 Kasım 2009 Çarşamba

Hekese İyi Bayramlar


Kurban bayramını en içten dileklerimizle kutluyoruz.

Sağlıkla,sıhhatle,mutlulukla...


Türen Ailesi

16 Kasım 2009 Pazartesi

Peki Nedir Bu GDO

GDO NEDİR?

Yemek yaparken kullandığınız soya yağında fındık genleri olabileceğini hiç düşündünüz mü? Ya fındık alerjiniz varsa? Peki yediğiniz patateste tavuk geni varsa veya içtiğiniz inek sütünde büyüme hormonu olabileceğini düşündünüz mü? Bunların ne zararlar verebileceğini biliyor musunuz?


23 Ekim pazartesi günü Resmi Gazetede yayınlanan Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar Yönetmeliği nedeni ile duyarlı çevrelerde ortaya çıkan tepkiler, bizim de bu konuda bilgilendirme ve aydınlatma amaçlı bir köşe oluşturmamız için itici güç oldu.


GDO tam olarak nedir?

Genetik mühendisliği teknikleri ile genleri değiştirilmiş organizmalara GDO denir. www.bugday.org adlı sitedeki tanıma göreyse “Modern biyoteknoloji kullanılarak elde edilmiş yeni bir genetik materyal kombinasyonuna sahip olan herhangi bir canlı organizma”. Genleri değiştirilmek istenen organizmanın genleri, bir başka organizma geni ile değiştirilerek veya eklenerek değişikliğe uğratılır ve yeni bir gen elde edilir. Bu amaçla aynı tür organizmanın geni kullanılabildiği gibi farklı türlerde organizmaların genleri de birbirine karıştırılıp eklenebilir. Örneğin soya fasulyesine fındık geni sokulabiliyor. (Buna transgenik işlem yani gen transferi deniyor) Bu organizmalarla yapılan gıdalara da genetiği değiştirilmiş gıdalar deniyor.


GDO’nun amacı ne ola ki?

İlk kez genetiği değiştirilmiş organizmalar ve bunların tohumları ile tarım yapmaya başlamakta amaç verimi attırmak ve açlığa çare olmak olarak ifade edildi. Sözde artan dünya nüfusuna gıda yetiştirmek ancak GDO ile mümkün olacaktı. Ancak zamanla esas amacın ülkelerin tarımlarını da kontrol etmek, gücü elde tutmak yani para ve iktidar olduğu anlaşılıyor.


GDO’lu gıdaları tüketiyor musunuz?

Avrupa Birliği ülkelerinin bir çoğunda yasaklanmış olan bu ürünleri, Türkiye'de insanlar farkında olmadan tüketiyor. Uzmanlar, şu anda raflarda yer alan en az 900 üründe, GDO’ların kullanıldığını söylerken, ODTÜ'de yapılan bir çalışma farklı illerden alınan 28 domatesten 22'sinin genetiğinin değiştirilmiş olduğunu gösteriyor.

Rakamlar, genetiği değiştirilmiş ürünlerin Türkiye'ye girdiğini ve marketlerdeki sayısız paketlenmiş üründe kullanıldığını ortaya koyuyor. Türkiye'ye 2003 yılında toplam 1.818.131 ton mısır ABD ve Arjantin’den girdi. Yine 2003 yılında toplam 813.635 ton soya ABD ve Arjantin’den girdi. Arjantin ve ABD'de yetiştirilen mısır ve soyanın %70'den fazlasının transgenik olduğu bilinen bir gerçek. Oysa, Türkiye'ye transgenik ürünlerin ve tohumlarının girmesi yasak. Ancak rakamsal gerçekler, Türkiye'ye GDO’lu ürünlerin üstelik devlet eliyle sokulduğunu ortaya çıkarıyor. Türkiye, ithal edilen herhangi bir ürünün genleriyle oynanıp oynanmadığını gümrükte analiz edecek laboratuvarlara sahip değil.

Soya ve mısırın kullanıldığı yerleri düşündüğümüzde herkesin GDO'lu ürünleri tükettiği aşikâr. Soya; soya yağı, sucuk, salam, sosis, köfte, pizza, hamburger gibi kırmızı etli ürünler ve et suyu tabletlerinde, soya etli kıyma, soya unu, fındık, fıstık ezmesi, süt tozu, kozmetik sanayiinde, hayvan yemlerinde, mısır ise; mısırdan elde edilen nişasta bazlı tatlandırıcılarda, mısır yağında, bebek mamalarında, hazır çorbalarda ve yine hayvan yeminde kullanılıyor.


Oysa bakın ABD’den bir örnek:

Aventis CropScience tarafından Cry9C proteini bir mısır çeşidine aktarılarak, ismine StarLink denildi. Mısır çeşidi, ABD Çevre Koruma Kurumu (EPA) tarafından içerdiği bu protein nedeniyle “potansiyel alerji yapıcı” olarak gösterildi. EPA, StarLink’in sadece hayvan yeminde ve sanayide kullanılabileceği, insan tüketiminde kullanılamayacağı kuralını koydu. 2000 yılında ABD’de bağımsız bir laboratuvar tarafından yapılan analiz sonucu insan tüketimine yönelik olarak Kraft Foods firması tarafından üretilen “Taco Bell” isimli ürünün yüzde 1 oranında StarLink içerdiği saptandı. Ardından, Kraft Foods piyasadaki yaklaşık 3 milyon adet ürününü piyasadan toplayacağını açıkladı. StarLink’den dolayı ABD’de 300’den fazla markalı gıda ürünü süpermarketlerden ve restoranlardan toplandı.

Genetiği değiştirilmiş bitkiler, tarımdaki tüm teknolojik gelişmeler gibi, üretimi ve verimi artırma ve en çok da dünyada hızla artan açlığa çözüm olma tezi ile ortaya çıktı. Ancak, üretimi hızla artan, yaklaşık Türkiye yüzölçümü kadar bir alanda yetiştirilen transgenik bitkiler ne açlığa ne de gittikçe yoksullaşan, toprağından olan üreticiye çözüm oldu.

Biyologlar, çevreciler, akademisyenler, sivil toplum kuruluşları ve tarımla uğraşan ülkesini seven herkes neden GDO’larla yapılan tarımı reddediyor. Avrupa birliği ülkelerine giremeyen bu ürünler 2003’ten beri kanunlarda yasaklandığı halde marketlerde raflarda.


GDO’nun sakıncaları var mı?

Tarımda bağımsız olmamıza engel oluyor

GDOlarla yapılan tarımda, satın aldığınız tohumlar sadece bu sene ürün almanızı sağlıyor. Mesela bu ürünlerin (domates, biber veya başka bir şey) tohumu ile yeniden ekim yapamıyorsunuz.

* Çünkü genleri ile oynanan tohumlar ikinci kez ürün almaya engel oluyor.
* Çünkü genleri böyle programlanmış.
* Çünkü size bunları satan, bir kez daha tohum satacak ve daha çok para kazanacak.


Onlardan satın almazsanız da artık tozlaşma ile her yere yayılan genler o tarlada başka bir ürün almanıza uzun süre engel oluyor. Bu polenler ve bitki tozları, GDO kullanılmamış komşu tarlalardaki hasada da bulaşıyor, onları da GDO tohumları alınmazsa ürün vermez hale getiriyor; mahkûm ediyor.


Biyolojik çeşitliliği öldürüyor.

Türkiye, Avrupa ülkeleri arasında en fazla çeşit bitki örtüsüne sahip. 11.000 bitkiden 2.000’i sadece ülkemizde yetiyor, başka hiçbir yerde yok. GDO ile yapılan tarım alanlarındaki ürünler ve bitkilerden uçan polenler ve tohumlar yukarıda anlattığımız mekanizmalarla biyolojik çeşitliliği öldürüyor.


Burada 1-2 ana başlığı yazıp sözü www.beslenmebulteni.com ve diğer web sitelerinden aldığımız yazılarla 1.11.2009 tarihli gazetelerde çıkan makalelere bırakıyoruz.


Saygılarımızla

Bu yazı Dr Erdem Uzunoğlu web sayfasından alınmıştır...

Daha detaylı bilgi almak isteyenler için şuraya bir tık yapılması uygun görülür...

Çocuklarımız tehlike Altında


GDO (Gözü Dönmüş Organizmalar)

Yeni biyogüvenlik yasası ile genetiği değiştirilmiş bitkilerin üretilmesine izin verilecek. Bakarsınız bu gıdalar bizlerin genlerini de değiştirir ve bundan sonra avucumuzun içinden kayıp giden tarıma, doğaya ve dünyaya sıkı sıkı sarılır, kıymetini daha iyi anlarız. Bakarsınız gözü dönmüş organizasyonların başındakiler kârı değil insanı önceleyen kararlara imza atmaya başlarlar.

Bakarsınız diyorum, çünkü biyoteknoloji ürünü GDO’ların etkilerinin henüz ne olduğunu tam olarak bilmiyoruz. Bilmemiz istenen bu organizmaların açlığa çözüm olacağı ve kimyasal girdi kullanımını azaltacağı. Yarım asır önceki yeşil devrimin de açlığı ortadan kaldıracağı söylenmişti, oysa yeşili devirmekle kaldı. Sorun teknoloji değil elbette, sorun teknolojinin hangi ellerde ne için kullanıldığıyla ilgili. Ne yazık ki bu teknolojiler bugüne kadar büyük tekeller tarafından büyük kârlar için kullanıldı.

Herhalde bu yasanın en büyük savunularından birisi, bugüne kadar farkında olmadan bizlere tükettirilen GDO’lu gıdaların bundan böyle kontrollü olarak üretileceği veya ülkeye giriş yapacağı savı olacak. Yetkililer “adı üstünde biyogüvenlik” diye açıklama yapacaklar. Arkasından bu gıdaların ne kadar sağlıklı olduğuyla ilgili, belki de üniversite onaylı, reklamlar izleyeceğiz. Sonra bir bakmışız genetiği değiştirilmiş gıdalar ve bu gıdaların tüketimi, bugün her köşe başında bulunan ve bir devlet büyüğümüzün oğlu tarafından ülkeye sokulan mısır taneleri kadar yaygınlaşmış. Peki bu kadar mı, tabiî ki değil. Zira sermaye biriktikçe kendine yeni oyun (kâr) alanları bulmak ister. Ondan sonra da sıra, şimdilik uygulama dışında tutulacağı söylenen bebek mamalarına gelecek tabi.

Sadece sebzenin meyvenin tadını kaçırmıyoruz, hayatın da tadı tuzu kalmıyor, tadımız kaçıyor yani anlayacağınız. Bu daha başlangıç, önümüzdeki on yıllarda, insan bilinci buna alıştırıldığında, sıra GDİ’lere yani Genetiği Değiştirilmiş İnsanlara gelecek. Sonra ver elini Cesur Yeni Dünya.

Hz. İbrahim’i atmak için büyük bir ateş yakmışlar. Bu esnada bir karınca su taşıyormuş. Yolda giderken karşılaştığı karıncalar nereye gittiğini sormuşlar. Karınca, “Hz. İbrahim’i atacakları ateşi söndürmek için su taşıyorum” demiş. Karıncalar gülmüşler, götürdüğü suyun ateşi söndürmeye yetmeyeceğini söylemişler. “ Olsun” demiş karınca “ben de biliyorum yetmeyeceğini, ama hiç olmazsa safım belli olsun”. Benimki de o misal, hiç olmazsa safım belli olsun, hiç olmazsa safınız belli olsun.
Ateşe su taşıyan karıncaların sayısının artması dileğiyle.
Fatih Özden, Ziraat Mühendisi